Birgün ansızın bir haber gelir ve Canınızdan can kopar, ömrünüzden ömür gider. Karşınızda ölümün soğukluğu ve yanında götürdüğü vardır. Çaresizsinizdir artık. Anlayamamışsınızdır ya da anlamış olsanız bile anlamak istemediğinizdendir tüm bu anlamamışlık. Hayat artık sizin için de durmuştur. Canınızdan can kopmuştur çünkü. İçiniz yanar, kavrulur, köz olur. Acınız o kadar büyüktür ki göz yaşlarınız gözlerinizden süzülemez olmuştur, yangınınızı söndürmek için içinize akmaya başlamıştır artık. Yanar, yanar ve yanarsınız.
Sorma vakti gelmiştir artık. NEDEN!!! NEDEN!!! NEDEN!!!
Çareniz mi, MEVLA'dır... DUA'dır...
Allah rahmet eylesin KARDEŞİM, Mevla'm rahmetiyle muamele etsin...
15 Ocak 2016 Cuma
13 Eylül 2015 Pazar
Keşke...
Dört mevsimlik bir sene olsa ömür, 'keşke', onun güzüne denk gelir.
Hepten vazgeçmek için erkendir, telafi etmek için geç...
Mağlubiyetin takısıdır 'keşke'...
Kaçırılmış fırsatların, bastırılmış duyguların, harcanmış hayatların, boşa yaşanmış ya da hakkıyla yaşanamamış yılların, gecikmiş itirafların ağıtıdır.
Çarpılıp çıkılmış bir kapıda, yazılıp yollanmamış bir mektupta, göz yumulmuş bir haksızlıkta, vakit varken öpülmemiş bir elde, dilin ucuna gelip ertelenmiş bir sözdedir.
Feri sönmüş bir çift gözde ya da yitip gitmiş bir güzelliğin ardından iç çekişte...
'Yolunu gözlemeseydim', 'öyle demeseydim', 'terk edip gitmeseydim', 'en güzel yıllarımı vermeseydim' diye diye sızlanır gider.
'Keşke'nin panzehiri 'iyi ki'dir.
İlki ne kadar pısırıksa, ikinci o denli yiğittir.
'Keşke', çoğunlukla bir 'ahhöla kopup gelir ciğerden... esefler, hayıflanmalar, yerinmeler sürükler peşinden...
'İyi ki' ise, muzaffer bir 'ohhöla büyür; cüretiyle övünür.
'Keşke'li cümlelerde nasıl yaşanmamışlığın, yarım kalmışlığın o ezik tuzu kuruluğu varsa, 'iyi ki'lilerde de göze alabilmişliğin, riske girebilmişliğin, tadına varabilmişliğin mağrur yaraları kanar.
Okulu hiç kırmamışsınızdır, sinemada öpüşmemişsinizdir; dokundurtmamışsınızdır kendinize, bir kez olsun gemileri yakmamışsınızdır.
Konuşmanız gerektiğinde susmuş, koşacağınız zaman durmuş, sarılacağınız yerde kopmuşsunuzdur.
Bir insana, bir işe, bir davaya ömrünüzü adamışsınızdır. O insanın, o işin, o davanın, bunu hak etmediğini sezmenin hayal kırıklığındadır 'keşke'...
'Şimdiki aklım olsaydı' dövünmesindedir. Geriye dönüp baktığınızda, ayıplara, yasaklara, korkulara, tabulara feda edilmiş, 'Ne derler'e kurban verilmiş, son kullanma tarihi geçmiş bir yığın haz, bilinçaltından el sallar.
'Keşke'cilerin hayatı, kasvetli bir pişmanlıklar mezarlığıdır.
'İyi ki' öyle mi ya! ...
Onda, yara bere içinde de olsa, yana yana, ama doyasıya yaşamış olmanın iç huzuru ve haklı gururu haykırır.
'İyi ki'lerinizi toplayın bugün ve 'keşke'lerinizden çıkartın. Fazlaysa kardasınız demektir.
Aldırmayın yüreğinizdeki kramplara, mahzun hatıralara... Rüzgarlarla koştunuz ya...
'Keşke'leriniz, 'iyi ki'lerden çoksa...
Telafi için elinizi çabuk tutun. Tutun ki, yolunuzu gözlerken terk ettiğinizle bir gün yeniden karşılaştığınızda siz susarken, feri sönen gözleriniz 'keşke' diye nemlenmesin...
Can Dündar
11 Ağustos 2015 Salı
Küreselleşme ve Eğitim Politikaları
Küreselleşen dünya hayatımızdaki her alanı etkilediği gibi eğitim sistemimizi de ne yazık ki derinden etkilemekte ve piyasa beklentilerini karşılar nitelikte şekillendirmekte. Bunu yaparken de onlarca araç kullanmakta. Bu araçlardan birisi de "uluslararası sınavlar". Gerçekleştirilen bu sınavlara dair hocam Prof. Dr. Hasan Hüseyin AKSOY'un tespitlerini sizinle paylaşmak istiyorum. Tespitleri okuduktan sonra eminim sizde benim gibi "KESİNLİKLE TAMAMEN" haklı diyeceksinizdir.
Küreselleşmenin etkisiyle eğitimde ticarileşmenin hızlandığı ülkelerden biri olan Türkiye, ulusal düzeydeki sorunları ve bunların getirdiği öncelikleri göz ardı etmemelidir. Avrupa Birliği ülkelerinin kabul ettiği eğitsel kalite göstergeleri, nicel göstergeler ve diğer uluslararası göstergeler, uluslararası düzeydeki öğrenci değerlendirme sınavlarının ölçütleri, Türkiye eğitim sistemini geliştirmede bir veri olarak kullanılmalı ancak bunların temel hedefler yerine konulmasından kaçınılmalıdır. Eğitim sisteminin önceliklerinin temel kaynağı ülkenin toplumsal sorunları ve bunlara çözüm sağlayacak eğitsel yönelim ve gelişmeler olmalıdır. Bu sorunlar ve önceliklerin belirlenme-sinde toplumun idealleri kadar uluslararası toplumun ortak vicdanı haline gelen insan Hakları Bildirgesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Herkes için Eğitim Dünya Bildirgesi gibi belgelerde yer alan ilke, eğilim ve amaçlar da öncelikle dikkate alınmalıdır. Bu metinler yoluyla ifade edilen evrensel idealler konusunda tatmin edici bir düzeye ulaşıncaya değin eğitime, sağlığa ve diğer yaşamsal önemde olan kamusal hizmetlere artan oranlarda ve bugünkünden çok daha yüksek düzeyde kaynak ayrılması sağlanmalıdır.
Prof. Dr. Hasan Hüseyin AKSOY
Küreselleşmenin etkisiyle eğitimde ticarileşmenin hızlandığı ülkelerden biri olan Türkiye, ulusal düzeydeki sorunları ve bunların getirdiği öncelikleri göz ardı etmemelidir. Avrupa Birliği ülkelerinin kabul ettiği eğitsel kalite göstergeleri, nicel göstergeler ve diğer uluslararası göstergeler, uluslararası düzeydeki öğrenci değerlendirme sınavlarının ölçütleri, Türkiye eğitim sistemini geliştirmede bir veri olarak kullanılmalı ancak bunların temel hedefler yerine konulmasından kaçınılmalıdır. Eğitim sisteminin önceliklerinin temel kaynağı ülkenin toplumsal sorunları ve bunlara çözüm sağlayacak eğitsel yönelim ve gelişmeler olmalıdır. Bu sorunlar ve önceliklerin belirlenme-sinde toplumun idealleri kadar uluslararası toplumun ortak vicdanı haline gelen insan Hakları Bildirgesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Herkes için Eğitim Dünya Bildirgesi gibi belgelerde yer alan ilke, eğilim ve amaçlar da öncelikle dikkate alınmalıdır. Bu metinler yoluyla ifade edilen evrensel idealler konusunda tatmin edici bir düzeye ulaşıncaya değin eğitime, sağlığa ve diğer yaşamsal önemde olan kamusal hizmetlere artan oranlarda ve bugünkünden çok daha yüksek düzeyde kaynak ayrılması sağlanmalıdır.
Prof. Dr. Hasan Hüseyin AKSOY
Etiketler:
eğitim politikaları,
Hasan Hüseyin Aksoy,
İsa Bahat,
Küreselleşme,
PISA,
TIMSS,
uluslararası sınavlar
19 Mart 2013 Salı
Ablaya !!! (:
Doğduğum günden beri rakibim oldun. ta ki bir gün yuvamızdan uçana kadar. Hep seni dövmek, saçını çekmek, beraber yattığımız o sımsıcak yatağımızda aramızda kimsenin bilmediği, görmediği zahiri çizgimizi ihlal ettiğinde ilk tekmeyi ben atan olmak istedim. Bunları hissederken anlayamadım, bilemedim bir ablanın her şeyden önce kardeşin aynı ev içerisinde ne demek olduğunu.. Fark ettiğimde de artık evimizde değildin... Şimdi artık iki çocuk annesi inanılmaz bir anne ve eşsin..
Benim için mi .. ne yalan söyleyim artık seni dövmek, tekmelemek ya da saçını çekmek istemiyorum.. bu benim için büyük bir kayıp (: nasip artık .. bu dünyaya bir daha gelirsek ve yine kardeş olursak bugün istemediklerimi o gün yapacağım buna emin ol :) ama bunların haricinde ..
varlığınla benim için içimde fırtınalar koptuğunda yanaşacak liman, ne zaman şöyle bir sendelesem etrafıma baktığımda dayanacak duvarsın.. Her ne olursa olsun tüm "duzsuzluklarıma" rağmen bana katlanan zat-ı şahanesin .. velhasıl sen benim ablamsın..
bugün annemi gördüğümde elini bir kere fazla öpeceğim, tabi babamında.. (: niye mi eee azmetmişler, çalışmışlar sen olmuşsun.. teşekkür etmek için..
gelelim doğum günü mesajına (:
hayat yeni yaşınla birlikte dünlerde yaşadığın tüm mutlulukların üzerine milyon kere mutluluk eklesin.. Koç yeğenlerime, Mehmet Abi'ye ve Sana uzun, mutlu ve sağlıklı bir ömür nasip etsin. Mevlam seni bizden ayırmasın.. Yeni yaşın kutlu olsun (:
Kardeşin "Ben"
Benim için mi .. ne yalan söyleyim artık seni dövmek, tekmelemek ya da saçını çekmek istemiyorum.. bu benim için büyük bir kayıp (: nasip artık .. bu dünyaya bir daha gelirsek ve yine kardeş olursak bugün istemediklerimi o gün yapacağım buna emin ol :) ama bunların haricinde ..
varlığınla benim için içimde fırtınalar koptuğunda yanaşacak liman, ne zaman şöyle bir sendelesem etrafıma baktığımda dayanacak duvarsın.. Her ne olursa olsun tüm "duzsuzluklarıma" rağmen bana katlanan zat-ı şahanesin .. velhasıl sen benim ablamsın..
bugün annemi gördüğümde elini bir kere fazla öpeceğim, tabi babamında.. (: niye mi eee azmetmişler, çalışmışlar sen olmuşsun.. teşekkür etmek için..
gelelim doğum günü mesajına (:
hayat yeni yaşınla birlikte dünlerde yaşadığın tüm mutlulukların üzerine milyon kere mutluluk eklesin.. Koç yeğenlerime, Mehmet Abi'ye ve Sana uzun, mutlu ve sağlıklı bir ömür nasip etsin. Mevlam seni bizden ayırmasın.. Yeni yaşın kutlu olsun (:
Kardeşin "Ben"
Gün Ölmek Günü Değildir..
Bugün 18 Mart 2013 Pazartesi hayata not düşmenin ayrı bir zamanı. Yoğun kendi içerisinde farklı duyguların yaşandığı bir günün sonundayım. Her günden çok ama çok ayrı bir gündü benim için.
Ülke olarak çok büyük bir değişimin içerisindeyiz. Yıllardır süren kanlı terör Allah'ın izni ile sonlanacak ve artık barış havası tüm ülkemizde hakim olacak. Bugün Kürt Meselesi olarak isimlendirilen bence zerre kadar bu isimle manalandırılamayacak olan terör sorunu bitiyor. İnşallah aylar, yıllar sonra bu yazıyı okuduğumuzda ne günlerdi şükür bitti diyebiliriz.
Gelelim asıl derdime..
Bugün bu ülke için ölme zamanı olmadığını birkez daha anladım. Ruhları şâd olsun Ceddimiz bugünlerimiz için, bizim için bu görevi seve seve yapmışlar. Şimdilerde ise bize düşen bu ülke için sağ kalmak, dimdik olmak ve bize bırakılan mirasa sahip çıkmak.
Bugün bölgemiz okullarından birisinin hazırlamış olduğu kutlama gösterisini seyretmek, tarihimizi birkez daha yaşamak adına Beylikdüzü Kültür Merkezi'ne gittim. Herşey benim için çok güzeldi çünkü bugün 18 Marttı ve ben kendime göre olmam gereken yerdeydim. Ta ki açılış konuşmasını yapan kurum yöneticisinin sunusunu ve öğrencilerin gösterilerini seyredene kadar. Sonra ne mi oldu? İçim yandı !! İçim !!
Sayın Kurum Müdürümüzün Çanakkale Savaşını anlatırken kullandığı haritanın üzerinde "x, w, q" harflerini görmek, öğrencilerimizin günün anlam ve önemini belirten şiirleri okumak için sahneye çıktıklarında gömleklerinin üzerindeki papyon, ayaklarında dönemin önde gelen amerikan spor ayakkabı markalarını giymiş olması benim için çok manidardı.
Hani kendime ve çevremdekilere sormadan, söylemeden geçemedim. Acaba dün 250bin şehit verilerek kazanılan bu topraklar bugün çoktan kaybedilmişte bizim mi haberimiz olmamış !!!
Kalın sağlıcakla.
Ülke olarak çok büyük bir değişimin içerisindeyiz. Yıllardır süren kanlı terör Allah'ın izni ile sonlanacak ve artık barış havası tüm ülkemizde hakim olacak. Bugün Kürt Meselesi olarak isimlendirilen bence zerre kadar bu isimle manalandırılamayacak olan terör sorunu bitiyor. İnşallah aylar, yıllar sonra bu yazıyı okuduğumuzda ne günlerdi şükür bitti diyebiliriz.
Gelelim asıl derdime..
Bugün bu ülke için ölme zamanı olmadığını birkez daha anladım. Ruhları şâd olsun Ceddimiz bugünlerimiz için, bizim için bu görevi seve seve yapmışlar. Şimdilerde ise bize düşen bu ülke için sağ kalmak, dimdik olmak ve bize bırakılan mirasa sahip çıkmak.
Bugün bölgemiz okullarından birisinin hazırlamış olduğu kutlama gösterisini seyretmek, tarihimizi birkez daha yaşamak adına Beylikdüzü Kültür Merkezi'ne gittim. Herşey benim için çok güzeldi çünkü bugün 18 Marttı ve ben kendime göre olmam gereken yerdeydim. Ta ki açılış konuşmasını yapan kurum yöneticisinin sunusunu ve öğrencilerin gösterilerini seyredene kadar. Sonra ne mi oldu? İçim yandı !! İçim !!
Sayın Kurum Müdürümüzün Çanakkale Savaşını anlatırken kullandığı haritanın üzerinde "x, w, q" harflerini görmek, öğrencilerimizin günün anlam ve önemini belirten şiirleri okumak için sahneye çıktıklarında gömleklerinin üzerindeki papyon, ayaklarında dönemin önde gelen amerikan spor ayakkabı markalarını giymiş olması benim için çok manidardı.
Hani kendime ve çevremdekilere sormadan, söylemeden geçemedim. Acaba dün 250bin şehit verilerek kazanılan bu topraklar bugün çoktan kaybedilmişte bizim mi haberimiz olmamış !!!
Kalın sağlıcakla.
27 Ocak 2013 Pazar
Beklemek!!!
İnsan dünyaya geldiği andan itibaren hayatının çok büyük bir bölümünü bekleyerek ya da umut ederek geçiriyor kanaatindeyim. Her halükarda bu iki durum içerisinde olan kişi "acı çekmeye" mahkumdur.
Şöyle ki "Umut kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır" bence "beklemek"te böyledir. Hele sonu olmayan ya da sonu beklentiler ile nihayetlenmeyen bekleyişler. Neyse ...
Gelelim benim "Umut edişime" ve "Bekleyişlerime" ...
Artık "Umut Etmiyorum" biliyor musunuz!!!
Umudumu yitirmiş birisi olarak karşınızdayım.. Ağlamaklı, hüzünlü ve melankolik..
Bu durumu yalnızca sizinle paylaşıyorum kimsenin haberi yok aslında öyle bir halet-i ruhiye içerisindeyim işte. Ama kimse duymasın aramızda !!!
Size ve bana ait bir sır bu..
Selametle !!!
Bir DOST ...
Şöyle ki "Umut kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır" bence "beklemek"te böyledir. Hele sonu olmayan ya da sonu beklentiler ile nihayetlenmeyen bekleyişler. Neyse ...
Gelelim benim "Umut edişime" ve "Bekleyişlerime" ...
Artık "Umut Etmiyorum" biliyor musunuz!!!
Umudumu yitirmiş birisi olarak karşınızdayım.. Ağlamaklı, hüzünlü ve melankolik..
Bu durumu yalnızca sizinle paylaşıyorum kimsenin haberi yok aslında öyle bir halet-i ruhiye içerisindeyim işte. Ama kimse duymasın aramızda !!!
Size ve bana ait bir sır bu..
Selametle !!!
Bir DOST ...
23 Ocak 2013 Çarşamba
Değişmek!!!
23.01.2013 Çarşamba gününün ilk saatleri saat 01:46. Yine enteresan bir zaman ve kendini sorgulayan, hayata şüpheyle bakan bir ben olarak karşınızdayım.
YORGUNUM!!!
Nasıl ve ne zaman bu hale geldim aslında hiç bilmiyorum ama yorgunum hemde çok yorgun. Hayatımda birkaç büyük kırılma anları yaşadım ve bu kırılma anlarının sonrasında hiçbir zaman önceki ben olamadım. Saysanız bu kırılma anlarının sayısı da üçtür. 1.si 11 yaşında bir Anadolu Lisesi öğrencisiyken diğeri Üniversite tercihi yaparken en sonuncusu ise bundan yaklaşık 4 ay kadar öncesinde.
Ne mi oldu son kırılmadan sonra "DEĞİŞTİM" artık eski benden neredeyse eser kalmadı. Dünlerde daha masum, hayata daha pozitif bakan, insanlara olan inancı daha yüksek ve şüpheden uzak bir ben varken artık her şey çok daha olumsuz bir yerde.
Tüm bunlar neye mi neden oldu? Artık eskisi kadar mutlu birisi değilim. Şimdilerde hayatın bana biçtiği rolü oynama konusunda bir misyon üstlendim ve bu misyonu yerine en iyi şekilde getirmek adına çaba harcıyorum. Sadece şunu söylüyorum söyleyin bugün ki işim, misyonum ya da yapmam gereken şey ne, bileyim ona göre yaşayım ve hayatımı ona göre şekillendireyim.
Peki ne zamana kadar mı bu oyunda oyuncu olacağım. Ta ki düdük çalana ve artık bu oyun bitti. Şimdi asıl dünya senin için başlıyor denilene kadar. Niyedir bilmem ama bu oyunun da çok uzun sürmeyeceğini düşünüyorum.
. . .
YORGUNUM!!!
Nasıl ve ne zaman bu hale geldim aslında hiç bilmiyorum ama yorgunum hemde çok yorgun. Hayatımda birkaç büyük kırılma anları yaşadım ve bu kırılma anlarının sonrasında hiçbir zaman önceki ben olamadım. Saysanız bu kırılma anlarının sayısı da üçtür. 1.si 11 yaşında bir Anadolu Lisesi öğrencisiyken diğeri Üniversite tercihi yaparken en sonuncusu ise bundan yaklaşık 4 ay kadar öncesinde.
Ne mi oldu son kırılmadan sonra "DEĞİŞTİM" artık eski benden neredeyse eser kalmadı. Dünlerde daha masum, hayata daha pozitif bakan, insanlara olan inancı daha yüksek ve şüpheden uzak bir ben varken artık her şey çok daha olumsuz bir yerde.
Tüm bunlar neye mi neden oldu? Artık eskisi kadar mutlu birisi değilim. Şimdilerde hayatın bana biçtiği rolü oynama konusunda bir misyon üstlendim ve bu misyonu yerine en iyi şekilde getirmek adına çaba harcıyorum. Sadece şunu söylüyorum söyleyin bugün ki işim, misyonum ya da yapmam gereken şey ne, bileyim ona göre yaşayım ve hayatımı ona göre şekillendireyim.
Peki ne zamana kadar mı bu oyunda oyuncu olacağım. Ta ki düdük çalana ve artık bu oyun bitti. Şimdi asıl dünya senin için başlıyor denilene kadar. Niyedir bilmem ama bu oyunun da çok uzun sürmeyeceğini düşünüyorum.
. . .